Birbirinin tekrarı sessizliklerin ortasında
Sade bir hüzün kokusu yayılır kırlara
Bir düş müydü geçmiş yoksa sahiden mi geçmiş
Bilemem…
Sessizliğe açılan küçük pencere hafiften açılır
“Sus”larıma sakladığım laterna melodilerini yalayarak
Dışarısı biraz sen, bir de gül-sen, bir de gel-sen
Bir de gözü kara bir iç çekiş her şeye rağmen
Yeşile örtünmüştün ya, öpünce açıldı, girdim içeri
Sesinde ürkek bir telaş, nasıl da sakladın kendini
Hüznün tene değmesiydin sen, öykün adında gizli
Dağların tepesinde değil, denizde bulmuştum seni
Sessizliklerin ortasında tekrarlar düşlerim kendini
Hüznün sade çiçekleri yayılır kırlara
Bir düş müydün sen yoksa ben mi düştüm
Hangi akılların göremediği kuyuya