23 07 2012

vaz-geçiş

son bulut da örttüğünde güneşi artık perde inmiştir gözlerinin önüne ve seyircisiz sahne ile baş başa kalan yok sayılmışlığın / figüranlığın bir kez daha ötelenmiş gevezeliklerin konusu                                    olmuştur. dudaklarında sızlayan elleriyle kanatmaktadır yarım kalmışlıkların meleği, ölüm ise asla                                 vazgeçilmezdir. "pek bir sakıncalı gördüm sizi." tüm o mahalle varsayımlarının nasıl da bir yok-kıyıma dönüştüğünü görmezler ve de otçul krizlerine kurban ederler çıkmaz sokak telaşlarını unutarak fısıldadıkları adlarını...   Devamı

19 07 2012

bir zamanlar

  parasız çocukluk günlerinin dört duvar hapisinde umarsız kırıkları elbet acıtmıştı hayal kırıklarını toplayıp sessiz gemilerin oyun sonralarına düşten kalelere silmiştim göz yaşlarını   elbet cana bir kıymık gibi durup durup batacaktı bu umarsız miras  ve kanayacaktı için için yarına ötelenen gökyüzü özlemi   Devamı

18 07 2012

kalabalıklar

  kalabalıklara sakladım kendimi  böylece unutabilirdim yüzümü ve doğum lekesi gibi yapışan  mavisini gecenin   düşe-yazdım-geçmişimi meçhul ölümlere ağladı elim arka sokaklarında kentin kambur oldu yokluğun soru işaretleri uyudum örümcek masallarının sufî su kenarlarında   sev! dediniz, kaçamadım suda bir balık gibi atladım yakamozlarınıza ışık sahteydi ya çok sonra öğrendim yosun tuttu gülüşüm uzak bir kıyıda   kalabalıklara sakladım kendimi   Devamı

12 07 2012

gece yarısı şarkısı

  vazgeçtim ben kendimden, sana gel diyemem   sil gözyaşlarını güzelim, bu gece ölemem   yoksun sen   hiç doğmadın   hiç gülmedin   yoksun ama   kalbimde sensizlik duvarı öremem   dön arkanı güzelim, bu gece göremem   bir küçük resme bakıp, sana gel diyemem   sil gözyaşlarını güzelim, bu gece ölemem   düşsün sen   hiç uyanmadın   hiç başlamadın   düşsün ama   seni sensiz düşte bile sevemem   sessiz bir gidişin ardından, sana gel diyemem   sil gözyaşlarını güzelim, bu gece ölemem Devamı

12 07 2012

geçmişte, gelecekte, şimdide ya da hiçbiryerde olan birisine

  sudaki balık olsam, olsam da dokunsam suya girdabında dolansam, dolansam da sarılsam su gibi ıslansam, kaysam günün ardından su gibi coşsam, coşsam da dile gelsem bitimsiz öykülerinde senin, göze değsem değsem de ölsem karanlığında derinin her kehanet dışı ölümün sonunda doğsam da kurtulsam ağlarından hain avcının - yaratıcının sudaki balık olsam, olsam da oynasam kuytularında   oysa su der ki bir oyundur balığınki kısa bir an'a yazılmış kaçak bir oyun yüz der ona yüz yüzebildiğince oysa bilir mi ki balığın tutkusudur su olmak buhar olmak yükselmek yükselebildiğince   sudaki balık olsam da boğulsam teninde... Devamı