12 07 2012

Arayış

  Arayış Yıllar öncesine ait sararmış bir fotoğrafta duruyordu. Annesinin yanında. Elinde bez bebeği, kafasında kukuletası, sırtında yün mantosuyla gelecek yıllara meydan okurcasına poz vermişti fotoğrafçıya. Annesinin solgun gözbebeklerinin yanıbaşında umutlu, yıpranmamış ve saf gözbebekleriyle mutluydu. Soğuktu. Yıllar öncesine ait sararmış bir fotoğrafa bakarken duruyordu yıllar sonrasının yıpranmış bir albümünde. Kendisinin yanında, kendinden uzak. ELinde geçmişi, kafasında günahları, sırtında kamburuyla gelecek yılların ezikliğini taşıyarak poz vermişti fotoğrafçıya. Solgun gözbebeklerini henüz gömmemişti daha annesinin pek de saf olmayan, yıpranmış, umutsuz gözbebeklerinin yanına. Soğuktu. İçimde taşıdığım umudu kusuyordum tuvalete zor yetiştiğim anlarda. Soğuktu. Umut her yaklaşan anda ve her bulantımda azalırken, ellerimde yıllar öncesinin fotoğrafı ve yıllar sonrasının fotğrafı birbirine karışıyordu. Ellerim soğuktu. Sarıldığım umudu yıllar öncesinin fotoğrafına yerleştiriyordum. Dizlerimden düşen yıllar sonrasının fotoğrafı haykırıyordu solan gözbebeklerini ve kaçınılmaz yıpranmayı. Bulantım artıyordu. Gözlerim seni arıyordu sessiz fotoğrafların karanlığında. Yoktun. Aralık 2004 Devamı

10 07 2012

mutluluk

bir avuç topraktır mutluluk güneş altında sarıveren her an fışkıracak deli suyla kavuşacakmış gibi aceleci ama bir o kadar da umursamaz bir avuç güneştir mutluluk deli suyla toprağın dansını  seyreden onlara kendilerinden bile yakın o kadar uzakken ... Devamı

06 07 2012

sessiz bahçe

ellerimde ölüm sese bürünür gizeminle kaçamak ışıkları vurur gölgelerin kıvrımına her harf bir ömür susamam yüreğimde yüreğin kaçar düşler sensizliğe sessiz bir bahçenin sönük feneri avutur ellerimi sesimde sesin susamam Devamı

30 06 2012

gölgeleri kovalama

gölgeleri kovalıyordum üç tekerlekli bisikletimle kovaladıkça büyüyordu gölgeler sufî ritmler eşliğinde yarın ısmarlanmıştı terziye, bol gelse de giyilecekti idamlık elbisesi, kaygan ip kesti mi teni, acıyacaktı. ilk elmanın ısırılışına saklanan abazan yumurtalar dağıldı mı dört bir yana engelli yeryüzünün yüzü düşecekti promosyon aşkların ve son sızı sızlatacaktı tutkusunu koparan gizli maço bakışların hangi limana yelken kaldırılırsa kaldırılsın boşalmayacaktı yükü inceltilmiş sözcükleri iğfal eden aris-tok-rat sıçanlarının... dişi bir farenin saklandığı kitap arası geçmişin şefkatini toplayan memelerinden sağılmış süt tükendiğinde bir gün, hangi köprü anlatacaktı bir yaz gecesi kuruttuğun kıvrımların intikamını ki yarım elma gönül alma manivelası yırtarken dengeyi ölüm lehine, ölüm gölgelenecekti gölgenin iğdiş edilmiş apışarasıyla o zaman kim toplayacaktı bisikletleri, tekerleri kırık arka sokak dolambaçlarında yetişen bir pencere önü çiçeğiydin sen pencereden bakıldıkça büyüyen pencereye bakıldıkça renklenen hangi yaldızlı kağıt sarabilirdi ki dağ esintini yaldızlara yaktın en gizemli ağıtları güzeller uyuyordu, kurbağa kurbağaya dönüşüyordu güzeller uyandırmıyordu kurbağayı, çirkinleşiyordu dün bugüne acımış, bugün ise artık olmuştu savaş ya şimdi ya hiç diye başladığı o saat mağlup olmuştu seven gözlerin, masumiyet teneşirinde beyazlar giydirdiğin ellerini tutan kafiye şaşmıştı, tutmuyordu hiçbir harf elifin yerini yükselmek arzusunda göğe... hikayeler anlatıyordu karışık köşeler dilin gerisinde kalmıştı b&... Devamı