27 09 2011

Uçarı

asi gözlerinde kırılgan bir saklambacın izleri "gül-geç"ler arasında geç kalmış bir sevi hani çocuklar gibi şendik sendik bendik oysa hepsi hepsi yasak bir düşün imgeleri   kopuk kopuktu tutkularımız köpük köpük bulutların                                 üstünde gibi uçarı aşklara yenik düştü sevincimiz gökyüzüne kanar gibi   süpürmek gerekir tabutun izlerini kimseler görmeden sessizce olur a birisi tutunur ellerine geri dönüş mümkünmüş gibi tutunur da çeker seni düne oysa gece doğmuştur yüzüme yüzüme yansımakta karanlığı                                                geçmişin güne batmakta öyküleri, gölgelerin                                                durmamaksızın   gülerim yağan yağmurun ardından sil baştan dizeler akar bilmediğim derelerine arkamda bıraktığım düşlerden geriye kalan   ahhhh öyle derinden vurur ki dizeler duramazsın fırtınaya karşı yitik bir savaşçı haykırır haykırır da küçülür o kocaman denizde ... Devamı

10 09 2011

arsız bir uysallıkla susuyorum, dile gelmemi bekleyen gözlerinin

arsız bir uysallıkla susuyorum, dile gelmemi bekleyen gözlerinin inadına / çıplak bir umutla kavruluyor yüreğim / gece yarılarının sanrılarında Devamı

23 01 2011

çocukça

çocukça diyorsun her yaslanışımda yüreğine kesiyorsun ellerimi buzdan bir bıçak gibi iz bırakmaksızın   oysa kandırmayacaktın bir çocuğu avutur gibi... Devamı

23 01 2011

karmaşa

 adımı mı sordunuz,                       fısıldar gibi dudaklarınıza yapışmış devletin resmi gülüşü doğmuş muydum, nerede ise orada                          hatırlamıyorum bu gece sonrasında sustunuz kimdiniz? sesimi mi duydunuz,                     konuşur gibi kulaklarınıza örslenmiş tumturaklı geçmiş söylenceleri bakar gibi yaptınız ellerime bıraktınız bu gece sonrasında sustunuz kimdiniz? ben miydim kapıda bekleyen yoksa siz mi açtınız kaf dağının kayıp öyküsünü sarı sarı yapraklar düşerken tenime mürekkep yalamış bir korku yaktı ateşini                           yalnız bir odada gözetlenen bir kobayı kimdiniz? elleri arkadan bağlı bir geçmiş ağlıyor duyamadığım bir sazın tellerinde kulaklarımda sen gibi su gibi sesler ağlayamıyorum                              ihanetime bir çocuk düşüyor taş yere dizlerinde iki damla kan ağlıyor sessizce koşuyorum tutamıyorum adımı mı sordunuz, öyleyse sormuştunuz adımı gizlice kayıt altında bir gelecek adım olsa da gelir mi sizce sustunuz duymadınız büyüyen bir taşın altındaki madencilerin inceden inceye incelen bedenlerini yoksaydınız demir ağlarla ördünüz geleceğimi sustum  ... Devamı

23 01 2011

Lunapark

komik aynalar vardır ya baktıkça maymunlaşırsın korku ile gülersin haline beni orada bırakın dönme dolaplar vardır ya o döndükçe, döner benliğin güldükçe korkarsın haline beni orada bırakın lunaparklar vardır ya doymak bilmezsin oyuncaklarında bir kukla yazgısını bırakmaktan beni orada bırakın   Mayıs 2005 Devamı