23 01 2011

Son Mektup

Zaman ile savaşırsınız tüm varolma telaşınızla. Zaman azdır, azalır. Biter. Savaşacak birşey kalmamıştır. Öylece asılı kalırsınız boşlukta depresif salınımlarla bir sağa çarparsınız bir de sola. Her çarpma geri dönülemez yaralar açar. Dönüş yolu kapanır. Sıkışırsınız. Ve bir an gelir meçhule yolculuk için tek tek sayarsınız saniyeleri gömülü sözcüklerin karanlığında. Bir son mektup yazılır meçhul sevgiliye.   Son Mektup   Ölüm bizi ayırana dek ayrılmayacaktım senden ama biz senle hiç bir olmadık ki güzelim bir olamadık ki ayrılmayayım şimdi sessiz çığlıklarımı boğdum sensizlik girdabında olmazlanırken kanadı kırık aşkım gölgeler şatosunda şeytan adını yazıyordu suç defterime bir yaz gecesi ve sen bilmiyordun kaç fırtınada çatlamıştı omurgam ve kaç yüzyıldır batacağı bir liman arıyordu gemim bir olamadık ki seninle ayrılmayayım şimdi gözyaşların tutamaz ki ellerimden sarılayım sana gözlerinin kuytusunda sarayım da kendimi tutunayım zaman çengelinde bir nokta olayım susuşunla ölüm bizi ayırana dek ayrılmayacaktım senden ölüm beni benden ayırdı güzelim gözyaşlarını sakla kendine, sakla unutma uykularına unut ki seveyim seni, şimdi asılı bedenim gökyüzüne her gece dokunayım kocaman gözlerine gizlice gün seni benden alana dek öpeyim seni bekliyorum senin gecenin karanlığında bekliyorum en parlak yıldızın altında bekliyorum sen beklemesen de ölüm bizi ayıran dek ayrılmayacaktım senden ama sen sevmek için koşmadın ki bana güzelim ayrılmayayım şimdi tutamadığım yüreğinden    ... Devamı

23 01 2011

tarih/sızı

Bundan  yıllar önce bir yazısına  şöyle başlamıştı bir arkadaşım : "Tarihsizliğinin bilincine ermiş (yani tarihlenmiş) kişilere...".   Bir geçmişe sahip olamamak kaygısı mıdır bilinçlendiren insanı ve bilinçlendikçe istesen de istemesen de kırık dökük bir tarihi geride bırakmış olmanın yalnızlığı mıdır sessiz gecelerde kırılıp dökülen eksik dizelere... İnanmadığın ama kabullendiğin bir geçmişin doğurduğu gelecek güldürmese de yüzünü, niye umut dumanları yükselir haykıran şarkılarında?   Zaman...   Kurak bir vadide susuzum   geleceğime topladığım geçmişime             bakarak bir müzede   "sargılarımı çözün! Ben tarih olmak istemem!"                         diyorsam, umutsuzum                                                            Zaman...   Yine yıllar öncesinden bilinçlenmeye karşı bir  don kişot celallenmesi. tarihlenmek istemezken tarihlediğim nice ölümleri anımsıyorum bu "sisli vadide". onlara yaktığım ağıtlar gitmiyor kulaklarımdan. ne değişti ki ben değişeyim, işte böyleydim. işte böyle kalacağım. arada. aralarda.   biraz daha keskinleşecek isyan, biraz daha eskiyecek hücreler, biraz daha buruşacak eller, biraz daha sönükleşecek gözler. sözün olmadığı ya da olsa da duyulmad... Devamı

23 01 2011

sus!tum

I. tarih dejavusunu yaşıyor güneş yine doğudan ışırken ensest ruhların tacizinde acıyor elleri, sümüklü gözleri kamaşan düş çocuğunun... ışığın çevresinde özlemiyle yanmanın sıraya girmiş kamikaze aşklar, hangi intihar uyanışında ölecek yalanla bezenmiş kırgınlıkları bilemezsin behey budala, ne gezersin hala ıssız arka kapılarında, bir bir kapanan maskeli balo sonrası dağılan boyalar gibi karışık saçlarınla... yangın yerinin külleri uçuşurken gri bulutların yarı anaç yarı şeytan koruganlığında soyunmanın utangaç fısıltıları yok oluyordu, denizin göğe karışması gibi bilmeyi bilmek istemeyerek ıslanıyordu ayağın çalkantılı girdaplarında biliyor muydun ki su uçacak, söz solacak O'nsuz günbatımlarında, batarken tenin yüreğine acının tadı kazınıyordu kanlı tarihin sahte şövalyesi ölümüne kadeh kaldırırken giden hep giden topuk sesleri ağlatıyordu gülmeyi isteyen gözlerini... dejavu soykırımlarında candan kalpleri kırılırken tek tek hoyrat çocuk ellerinde varlığının, ötelerde bir yer masallarıyla avunuyordu şaşmaz salaklığın, iki şarkı üstüne bir kadeh rakı birkaç satır yazı, meze niyetine kıyıyordu benliğin, kıyıyordu yumuşak yanını ağır ağır... sen ki karanlıklar prensi, sözgelimi ışığın gölgesi ya da karanlığın düşen sesi sen ki uyur uyanık gecelerin onmaz yarası, dostların avazında kahrolan dostuna yarasından başka gösterecek bedeni olmayan ölüm meleği bilir misin ki kelebeklerin beklentisizliğinde seversin öyle sessiz ve uzak, çiçeklerin bahara aşkı gibi niye yakınırsın o zaman her batışında güneşin niye? II. engizisyon labirentlerinde kaybettim yolumu ucu yanık hayali mektubun cebimde ağlamaklı mendillerle sildim terimi ışıksız gecelerinde infaz ka&cc... Devamı

23 01 2011

susuz geceler

fırtına sonrası aç ellerin isyanında ağladı bir bebek susuz geceler daha da bir karardı soluk yüreklerine hangi köle savaşından artakalan çaresiz hücreler tek tek                                    ölüme astılar anılarını hangi efendi aşkını kana bulamadı ki elleri uzansın kaç sığıntı aşkın uyutucu tınıları kapattı gözlerimi kaç aşkın sığınmacı düşleri hapsetti yaşama açan gülleri   kaç gelgitli aşk hikâyesine saklanmış (yaslanmış) isyan (satılmış mı desem?),  sana rağmen bana rağmen kendi yolunu buluyor çatlağını arayan bir su gibi.  kaç uyurgezer sevgili, sevgiden yoksun yanıp tutuşmalarda sattı geleceğini ve kaç uyanık kişi sadece gözlerini kaçırdı ve sustu?  ... Devamı

23 01 2011

Karmaşa

Umuda yolculuğun ilk zamanlarıydı Hani güneşe kanatlarla yetişecekmiş gibi hissedilen anlar Ve daha kara şövalyenin kılıcı kanlanmamış Buzdan ölümlere bulanmamıştı                 Ellerimiz   Umuda yolculuğun ilk zamanlarıydı Sesinin heceleri kozalayıp sarmaladığı anlar Ve daha kara şövalyenin çağrısına uyulmamış Kumdan sevdalara bulanmamıştı                 Düşlerimiz   Umuda yolculuğun ilk zamanlarıydı Çiçeklerle bezenmişti mutlak yalnızlıklar Çiçekler dillenip destan olmuştu   Sonra yer çekildi Kabuğu inceldi ve düştük derine Daha Daha derin derken Aymaz bir karmaşanın içinde hayallerimiz Aymaz bir karmaşanın içinde ötelere gidememeler Hepsi Bir anda oluverdi işte   Sonra sev-gitler Sonra git-öller Sonra düş-yazlar   Ne fark ederdi ki? Onca kandan sonra kılıç kimdeyse kimdeydi? Ve kara atlı kara şövalye aslında ölümün ta kendisiydi Dokunduğu anda başladı çürüme Ve sinsice tacını giydiriverdi kaoslar kraliçesine ... Devamı